Neden Hatalardan Öğrenmeliyiz?

4bd4d17e-fd84-4482-bd44-0e1eeb968c4f

Hatalar problem çözme, hedefe ulaşma, bilgelik düzeyinde öğrenmede son derece önemli bir yere sahiptir. Karanlık yerlere ışık tutan, bilinmeyeni gösteren araçlardır hatalar. Zihinsel teknikler cephaneliğinin olmazsa olmazı, bilgilerimizin her daim taze kalmasını sağlayan hatırlatıcılardır. Ama bizler hatalara hiç bu açıdan bakmayız. Onları olabildiğince görmezden gelir, yok sayar hatta gizlemeye çalışırız.
Hatalarımıza yaklaşımımız tıpkı resimde olduğu gibidir. Kare tekerlekli bir bisikleti kullanmaya çalışır, pek çok kez yorulur, yıpranır ama neyi yanlış yaptığımızı sorgulamak için hiç de hevesli olmayız.

İşte bu yüzden hatalara karşı duyarsızlığımızı ve onlardan elde edebileceğimiz kıymetli bilgiye karşı körlüğümüzü hatırlatmak istiyorum. Bizler aslında büyük bir cevheri ellerimizde tutup, yere düşen kuruşların hesabını yapıyoruz. Neden önemsiz ayrıntılara takılıp kalıyoruz da, muazzam etkileri yanı başımızdayken, hata deyip burun kıvırdığımız büyük öğretilerle hiç ilgilenmiyoruz?
Oysaki, bilimsel bir bakış açısı ile yaklaşıldığında her hata içinde bir negatif bilgi taşır. Negatif bilgi, hedefe gitmeyen yolları gösteren uyarı işaretlerinin toplamı ya da yapılmaması gerekenleri bilme olarak tanımlanabilir.

Şöyle düşünün, beklenen sonucun alınmasına başarı gözüyle bakıyorsak, simetrik olarak beklemediğimiz tüm sonuçlara da başarısızlık dememiz gerekir. Aslında başarı, başarısız gözüken tüm olayların kümülatif toplamından sonra arda kalandır. Bu mantıkla başarısızlığa neden olan hataların yok sayılması, başarı yolunda ihtiyaç duyulan bilginin göz ardı edilmesi anlamına gelir. Dolayısıyla hataların anlaşılıp, kaydedilmesi başarı yolunda daha bilinçli ilerlememizi sağlayabilir. Bu yüzden ders alınmış hatalar literatürde ‘akıllı başarısızlıklar’ olarak adlandırılır.

Hatalardan elde edilen negatif bilgi her ne kadar kıymetli olsa da, çevremiz ne yapmamız gerektiğini söyleyen pozitif bilgiler ile doludur. Pek çok kitapta bulabileceğiniz bilgilerdir bunlar, nasıl başarılı olunur, nasıl zirveye çıkılır, mutluluğun sırrı nerelerde saklanır… Hepimizin evinde bu tip pozitif bilgiler içeren kitaplar vardır. Birbirimize dürüst olalım. Başarı ve mutluluk için neler gerektiğini artık hepimiz biliyoruz. Bunların formüllerini okumayan kalmadı. Ama uygulamada büyük sıkıntı yaşıyoruz. Okuduğumuz kitaplar okurken çok etkileyici ama yaşantımıza uyarlarken nedense çok etkisiz kalıyorlar. Çünkü hayatımızda bol miktarda bulunan bu bilgilerin asıl amacı hatalardan kaçınmamızı sağlamaktır. Bu tanımdan hareketle negatif bilgi ise hata ve başarısızlıklardan öğrenmemizin yolunu açar.

Demek istediğim, pozitif bilgi hiçbir zaman tek başına yeterli değildir. Size hazır tarif ve formüller verir ama bunlar hiçbir zaman başarıyı ve mutluluğu garantilemez. Sınırlandıran, hayal gücünü baskılayan pozitif bilginin, hataları işin içine katan, risk almayı, yaratıcılığı ve girişimciliği destekleyen negatif bilgi ile mutlaka tamamlanması gerekir.

Negatif bilgi, kişilerin neyi bilmediklerini fark etmelerine olanak verdiği için sınırların daha net tanımlanmasına katkı sağlar. Sokrates’in; “Bir şey bilmediğim dışında başka bir şey bilmiyorum.” sözündeki derin anlam tam da bunu anlatır. İnsanoğlu ne olduğunu anlamak için önce ne olmadığını yaşaması gereken bir canlıdır. Bu özellikleriyle negatif bilgi, pozitif bilginin alternatifi değil, sadece tamamlayıcısı olarak düşünülmelidir. Bu tamamlayıcı bilgiden yararlanabilmek için de, hataları öncelikle fark etmek ve çözümlemek gerekir.

İşte bu yüzden hatalardan öğrenmeyi önem sırasında en yukarılara taşımak, gözümüzdeki buğulu gözlüklerden kurtulup geniş bir bakış açısına kavuşmamızı sağlayabilir. Kaybedecek az zamanı olanların ve elindeki zamanı en etkin şekilde kullanmak isteyenlerin ‘hatalarına’ dikkatini vermesi pek çok gelişim fırsatını beraberinde getirebilir.

Bahar Akın



İlgili Yazılar